01:02 - Donan göl gençlerin eğlence alanı oldu
01:02 - Milli Eğitim Müdürü Kokrmaz’dan değerlendirme toplantısı
01:02 - Kaymakam Alibeyoğlu, Aile Destek Merkezini ziyaret etti
01:02 - Yerli ıhlamur piyasalarda
22:56 - Sarıkamış şehitleri için bayraklı kayak gösterileri düzenlenecek
22:56 - Halep için yardım kermesi
22:56 - TATSO’dan 2016 yılı değerlendirmesi
17:47 - SON DAKİKA! Sarıyer Çayırbaşı Cezayirli Hasan Paşa Camii’nde silahlı saldırı: 2 yaralı
17:47 - Devlet Bahçeli’den Reina’ya düzenlenen terör saldırısına ilişkin açıklama
Şeker pancarı, hem endüstriyel değeri hem de tarımsal kalkınmadaki rolüyle ülkemiz çiftçisi için stratejik ve yüksek katma değerli bir mahsuldür. Ancak bu değerli ürünün yüksek verim ve ideal şeker (polar) oranına ulaşmasının önündeki en büyük engel, tarlayı istila eden agresif yabancı otlardır.
Özellikle hasat dönemine gelindiğinde tarlayı kaplayan yoğun otların yarattığı yeşil biyokütle ve nem söküm makinelerini tıkayarak işi içinden çıkılmaz bir hale getirebilir; bu tür kriz anlarında sökümü kolaylaştırmak adına akla bazen bir yaprak kurutucu (desikant) uygulaması gelse de, asıl kârlı ve kalıcı çözüm pancarın henüz ilk gelişim evrelerinde başlatılan entegre yabancı ot yönetimidir. Gelişiminin erken dönemlerinde rekabet gücü zayıf olan şeker pancarını korumak, sürdürülebilir tarımın en temel şartıdır.
Tarladaki yabancı otlar basit birer bitki değil, binlerce yıllık evrimle zorlu koşullara adapte olmuş dirençli rakiplerdir. Türkiye’deki pancar ekim alanlarında görülen yabancı otların yaklaşık %70’ini, kültür bitkisini kolayca baskılayabilen geniş yapraklı türler oluşturur.
Agresif Çimlenme: Sirken, Kırmızı Köklü Tilki Kuyruğu, Yabani Hardal ve Domuz Pıtrağı gibi türler, pancar tohumları henüz toprak altındayken çimlenip tarlayı bir örtü gibi kaplar.
Yüksek Üreme Kapasitesi: Tek yıllık olmalarına rağmen, uygun ortamı bulduklarında on binlerce tohum bırakarak tarlanın gelecek 5-10 yılını ipotek altına alırlar.
Fiziksel Üstünlük: Geniş yaprak yapıları sayesinde güneş ışığını hızla tekellerine alarak toprağı domine ederler.
Yabancı otların tarladaki varlığı doğrudan üreticinin emeğini ve ekonomik kazancını hedef alır. Zararın boyutları şu şekilde özetlenebilir:
Kaynak Hırsızlığı: Yabancı otlar; topraktaki suyu, azotu, fosforu ve potasyumu pancardan çok daha hızlı tüketir. Bu durum kök gelişimini durdurur ve beklenen tonajın çok altında kalınmasına sebep olur.
Gölgeleme ve Düşük Şeker Oranı: İri yapraklı otlar pancarın üzerini kapatarak fotosentezi engeller. Güneş alamayan pancar şeker biriktiremez, sadece boya giderek formsuzlaşır.
Hastalık ve Zararlı Yuvası: Cercospora (yaprak lekesi) gibi fungal hastalıklar ve zararlı böcekler, bu otları bir köprü ve kışlama alanı olarak kullanır.
Hasat Zorluğu ve Desikasyon İhtiyacı: Hasat zamanı tarlada kalan canlı ve nemli otlar, söküm makinelerinin bıçaklarını tıkar ve aşırı yakıt tüketimine neden olur. Ayrıca fabrikaya giden ürünün fire oranını artırır. Tam da bu noktada, otların nemini alıp kurutarak hasadı kolaylaştırma fikri (desikasyon) doğar; ancak otlar önceden kontrol edilirse bu tür sert önlemlere ve ekstra maliyetlere gerek kalmaz.
Başarı, tek bir yönteme bel bağlamak yerine kültürel, mekanik ve kimyasal silahların uyum içinde kullanıldığı “Entegre Mücadele” ile gelir. Amaç otları tamamen yok etmek değil, ekonomik zarar eşiğinin altında tutmaktır.
Mücadele, tohum henüz toprağa düşmeden başlar.
Temiz Tohum ve Ekipman: Sadece sertifikalı tohumlar kullanılmalı, tarlaya giren traktör ve pulluk gibi aletler önceki tarlanın ot tohumlarından arındırılmak üzere iyice yıkanmalıdır.
Gübre Yönetimi: Sadece fermente olmuş (yanmış) çiftlik gübresi kullanılmalıdır; yüksek ısı ot tohumlarını öldürür.
Ekim Nöbeti (Münavebe): Pancarı her yıl aynı yere ekmek yerine farklı bitkilerle rotasyona sokmak, belirli ot türlerinin hakimiyet kurmasını kırar.
Tarlanın hava almasını ve köklerin rahatlamasını sağlayan en eski ama en etkili yöntemlerden biridir.
Çapalama: Sezon boyunca en az iki kez yapılan çapalama, genç otların köklerini parçalayarak kurumasını (doğal desikasyon) sağlar. Aynı zamanda kaymak tabakasını kırarak suyun derinlere inmesine yardımcı olur.
Derin Kök Temizliği: Tarla kenarlarındaki otların tohum dökmeden biçilmesi ve çok yıllık otların rizomlarının toprak altından çıkarılması hayati önem taşır.
Kültürel ve mekanik yöntemlerin yetersiz kaldığı noktalarda, doğru zamanda ve doğru dozda uygulanan herbisitler devreye girer.
Zamanlama: İlaçlama, pancarın boyundan ziyade yabancı otların çenek yapraklı (kotiledon) döneminde, yani en zayıf oldukları evrede yapılmalıdır.
Seçicilik: Sadece hedef otu kurutan, ana mahsule zarar vermeyen spesifik ilaçlar tercih edilmelidir. İlaçlamalar aşırı sıcak saatlerde yapılmamalıdır; aksi takdirde pancarda fitotoksisite (bitki stresi ve yanıklık) görülebilir.
Tarlanızdaki verim potansiyelini maksimize etmek ve hasat döneminde makineleri zorlayan yeşil ot yığınlarıyla karşılaşmamak için, süreci ekimden hasada kadar titizlikle takip etmek en kârlı yatırımınız olacaktır.